Pazar, Ocak 28, 2007

70-296 Sınav Notları (1.Bölüm)

1.Windows Server 2003’ e giriş

W2K3 ‘ ün 4 farklı sürümü bulunmakta :

Web Edition

Standart Edition

Enterprise Edition

Datacenter Edition

Web Edition[1]

Web edition, tamamiyle kurumların web sunucusu olarak çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Sınırsız anonim web bağlantısı kabul eder ama ancak 10 adet SMB bağlantısı kabul etmektedir. 2GB RAM ve 2 SMP CPU desteklemektedir. Fax server ve Internet Gateway olarak kullanılamaz. Terminal Server olarak kullanılamaz. Etki alanına dahil olabilir ancak etki alanı denetleyicisi olamaz. İçinde bulunan MSDE eşzamanlı 25 bağlantıyı kabul eder.

Standart Edition

4 SMP CPU ve 4 GB RAM desteklemektedir. POP3 ve SMTP sunucusu içermektedir. Network Load Balancing servisi bulunmaktadır. Cluster ve Itanium (64 bit) işlemci desteği bulunmamaktadır.

Enterprise Edition

Enterprise edition, standart edition ın özelliklerine ek olarak 8 SMP CPU ve 64 GB RAM desteklemektedir. 8 yollu kümelemeyi (Clustering) destekler. Ayrıca 64 Bit işlemcileri de desteklemektedir.

Microsoft Metadirectory Services (MMS) : AD ile dizinler, dosyaların entegre edilmesini sağlar.

Hot Add Memory : Sistem çalışırken bellek takılıp çıkartılmasına izin verir.

Windows System Resource Manager : Uygulamalara özel bellek tahsisi yapılmasına izin verir.

Datacenter Edition

Sadece üreticilerin OEM yazılımı olarak dağıtılır. 32 bit sürümü için 32 SMP CPU ve 64 GB RAM destekler.

DİKKAT ! Windows 2003 kurulum disketlerini desteklememektedir.

Sistem güncellemesi yapılırken her majör sürüm ancak kendi eş sürümüne veya üstüne yükseltilebilir. Alt seviyedeki bir sürüme güncellemek mümkün değildir.

Nt 4.0’ dan W2K3’ e sistem güncellemesi yaparken minimum SP5 yüklenmiş olmalıdır.

Sistem güncellemesi sırasında donanım uyumluluğunu kontrol etmek için kullanılabilecek en iyi araçlardan biri :

D:\i386\winnt32.exe /checkupgradeonly

MMC konsolları oluştururken, diğer kullanıcıların MMC konsollarını kısıtlamalar dahilinde kullanabilmeleri için Author Mode dışında bir de User Mode bulunmaktadır.

Domain, tek başına bir yetki ve güvenlik sınırıdır.

Tree, aynı root namespace’ i paylaşan etki alanları tarafından oluşturulur.

Forest, aynı root namespace’ i paylaşan veya paylaşmayan domain ve treeler tarafından oluşturulur.

Group Policy’ nin kullanıcı üzerindeki etkilerini ölçmek ve incelemek için Resultant Set of Group Policy adında yeni bir GUI aracı oluşturulmuştur. Ayrıca gpresult.exe de komut satırından aynı görevi görmektedir.

Secedit.exe komutu yerine artık gpupdate.exe komutu GP ayarlarının elle güncellenmesi için kullanılmaktadır.

ASR (Automatic System Recovery) özelliği veri dosyalarının yedeğini almamaktadır. ASR bu amaçla kullanılabilecek bir yedekleme aracı değildir.

W2K’ da GC’ nin mevcut olmaması halinde Universal Gruplara üyelik denetlemesi yapılamıyor ve UPN kullanarak logon işlemi tamamlanamıyordu. Bu nedenle her siteye bir GC konulması zorunlu hale gelmişti. Ancak W2K3’ de Universal Group Membership Cachig denen uygulamayla bu durum ortadan kaldırılmıştır.

Masaüstünü ve kullanıcıları kontrol altına almak-2

Kullanıcıları kontrol altına alabilmek için katedilmesi gereken yol ve geçmeniz gereken köprü sayısı çok da olabilir, az da. Bu biraz şansınızı ilgilendirmekle birlikte çoğunlukla projeyi yapacağınız kurumun yapısına, kurum kültürüne, projenize ayıracağınız bütçeye ve diğer yönetimsel faktörlere bağlı olduğunu düşünüyorum.
Bu tür bir projeyi hep aynı noktadan hareketle başlatamayabilirsiniz. Ortam bazen daha temel işleri hallettikten sonra ancak projenin uygulanabileceği kıvama gelebilir.Masaüstünü kontrole almadan önce o gözünüze kestirdiğiniz tüm PC ve dizüstü bilgisayarları yeniden kurmanız ve proje zeminini bu noktada oluşturmanız gerekebilir. Hatta buyuk bir firmaysaniz yalnızca Genel Müdürlükle kalmayıp tüm bölge müdürlükleri veya şubelerdekileri de... Böyle bir durumda kacinilmaz sekilde proje bir kaç ay da sürebilir, iki yılda.
Diyorum ya, projenin süresi çoğunlukla içinde bulunduğunuz ortamın baştan size hazırladığı şartlara bağlı. Söylediğim şeyin soyut bir tanım olarak kalmaması için şöyle iki örnek verebilirim. Daha önce çalıştığım bankada 400 tane Genel Müdürlük PC'sinin klonlanması 15 gün sürmüştü. Çünkü devraldığımız baska bir bankadan biz Pentium II'lerle çalışırken aynı sayıda IBM ve Compaq Pentium III 500 PC gelmişti. Dolayısıyla kullanıcıların PC'lerini onlar çalışırken sırayla alıp klonlamak gibi usandırıcı ve zaman kaybettiren bir işle uğraşmamıştık. Küçük bir PC Destek ekibiyle günde 50-75 arası PC klonlayarak hazırlıyor ve her gün bir kat dolusu insanın PC'sini değiştirebiliyorduk. Şu an çalıştığım sigorta şirketinde ise aktif olarak kullanılan 1000 tane dizüstü bilgisayarının klonlanmasını ancak 7 ayda tamamlayabildik. Üstelik PC'lere henüz sıra gelmedi. (Bellek ve disk yükseltme işlemleri için bütçe henüz onaylanmadı.). Bir önceki yazımdaki tespitime atfen o 1000 tane dizüstü bilgisayarı kullanan satış personelinin artık benden nefret ettiğini de bu arada belirtmek isterim (!).
Aslına bakarsanız böyle bir projeye gireceksem, bunu daima güvendiğim ve nasıl kurulduğunu bildiğim masaüstü sistemlerinde uygulamaktan yanayım. Eğer hazırda PC ve dizüstü bilgisayarın kurulumuna ilişkin bir prosedürler dizisi yoksa ya da o belgeler varsa bile sağlıklı ve disiplinli olarak uygulandığından emin değilsem, ilgili kişileri ikna edip projeye yolun en başından başlamayı tercih ederim. Bazı durumlarda delice, hatta zaman kaybı gibi görünebilir, hatta bazen uygulaması imkansız olabilir ama yapabiliyorsanız böyle yapın derim. En azından neyin üzerinde çalıştığınızdan ve o bilgisayarların projenin X, Y veya Z fazında nasıl tepki vereceğinden emin olursunuz.

Şimdi gelin senaryomuzu yazalım ve projeyi başlatalım :

Durum :
Yurt genelinde birden fazla yerleşime yayılmış bir finans şirketinde masaüstünün kontrol altına alınması ve kullanıcıların sistemler üzerindeki yetkilerinin kısıtlanması isteniyor. Sistemlerde oluşan arızalar ve bilgisayarların kullanımındaki verimsizlik yönetimi bir çalışma yapılması konusunda karar almaya yöneltmiş.
Dizüstü bilgisayarlar çoğunlukla aynı marka ve model. Ancak PC'lerde marka / model farklılıkları ciddiye alınması gereken seviyede. Geçmişteki yanlış uygulamalar nedeniyle kullanıcılar genelde bilgisayarlarında Local Admin yetkilerine sahipler. Kullanıcılar tarafından yetkisiz yüklenen yazılımlar ve sistem ayarlarının sıkça değiştirilmesi nedeniyle Yardım Masası ve PC Destek ekibine yüksek oranda PC kaynaklı çağrılar geliyor. Yüklenen yazılımlar nedeniyle oluşan virüs saldırılarından kurum genelinde etkilenmeler görülüyor.
Farklı departmanlar tarafından kullanılan bir çok uygulama ve yazılım olması nedeniyle PC'lerde farklı kurulum yöntemleri uygulanmış. Aynı yazılımı kullanan iki PC'de bile farklılıklar mevcut.
Yapılan fizibilite çalışması sonucunda aşağıdaki hedeflerin gerçekleştirilmesinin istenen sonuçları sağlayabileceğine karar verilmiş :
İstenenler :
- Kurum genelinde kullanılan PC ve dizüstü bilgisayarların standart şekilde kurulması ve her bilgisayarda sadece kullanıcının işini sürdürebilmesi için gerekli yazılımların yüklü olması.
- Bilgisayarların kullanımında "kurcalama" veya yetkisiz yazılım yükleme sonucu oluşan arızaların en aza indirilmesi, verimsizliğin azaltılması.
- Kullanıcıların bilgisayarları üzerindeki Local Admin yetkilerinin kaldırılması. Hakimiyetin, kullanıcılardan alınıp sistem yöneticilerine verilmesi (!).
- Active Directory ve Group Policy'nin etkin şekilde kullanılması.
- Yardım Masası'na gelen PC kaynaklı çağrılarda azalma sağlanması. PC ve dizüstü bilgisayarlara uzaktan müdahale edilebilmesi imkanının YM' ye ve destek ekiplerine sağlanması.

İşimiz hiç de kolay değil. Kurum yöneticilerinin doğrudan desteği dışında neredeyse hiç bir faktör uygulamada kolaylık sağlamıyor.
Oluşturduğum senaryo geçirdiğim iki büyük deneyimin en kötü yanlarını toplayarak kurguladığım sanal bir şirket ve ortama ait. Unutmayın ki projemiz ilerledikçe değişen etkenler de olabilir. Bazıları yolumuza çıkacak, bazıları ise beklenmedik kolaylıklar sağlayacaktır. Her şeye hazırlıklı olmak elbette mümkün değil ancak değişen şartların getirdiği baskıdan en az zararla çıkmanın yolu sanırım proje süresince şartların değişmesinden daha normal bir şey olmadığına kendimizi ikna etmek ve rahat olmak olacaktır. Geriye dönüp baktığımda proje yönetimine dair aldığım en büyük derslerden birinin de bu olduğunu söyleyebilirim.
Biraz durumumuzu analiz edelim :
Bu kurumda projeyi uygulama sırasında ciddi zorluklar yaşayacağımızı şimdiden söyleyebiliriz. Bu kadar heterojen bir ortamda mutlaka iyi analiz ve planlama yapılmalı ve uygulamaya geçilmeden önce projenin hazırlık aşamasına yeterince vakit ayrılmalıdır. Mevcut sistemleri rehabilite etmeye çalıştığımıza ve yukarıda anlatıldığı gibi bir seferde kurup kullanıcının önüne koyabileceğimiz sayıda yedek PClerimiz olmadığına göre mevcut PCler üzerinde projeyi sürdürürken kullanıcıları en az düzeyde rahatsız edecek bir plan yapmalıyız. Bu bize, projeye karşı propaganda yapabilecek kişilerin sayısını lüzumsuz yere arttırmamak konusunda da yardımcı olacaktır. Organizasyonun yapısını iyi tanımak ve genel süreçler hakkında bilgi toplamak da yararlıdır. Bir proje tanıtım dokümanı hazırlamak ve bunu kilit noktalardaki kişiler ve departman yöneticileriyle paylaşmak işlerimizi kolaylaştırabilir.
Genel prensipler halinde verilmiş olan istekleri detaylandırmalı ve teknik bir dile çevirmeliyiz. Talepleri ve bunlara karşılık yapmamız gerekenleri IT dilinde bir şartname haline getirmek, uygulama seçenekleri arasından en iyi yöntemleri bulmak için gereken mesaiyi harcamak tüm proje süresi içinde en fazla zaman harcayacağımız "hazırlık" dönemi olabilir. Ama bu projenin "olmazsa olmazı"dır. Şirket genelinde kullanılan yazılımları tanımalı ve her bir yazılımın oluşturduğumuz projeye (düzenlemeler ve kısıtlamalar) nasıl tepki verdiğini incelemeliyiz. Oluşturduğumuz teknik planı gerçek ortamı yansıtacak kadar detaylandırılmış bir test ortamında tekrar tekrar denemeli ve yeterince olgunlaşmış sonuçlarını ilgili kişilerle paylaşmalıyız. Sonuçların onaylanması halinde de bir proje takvimi oluşturarak uygulamaya geçmeli ve projeyi tamamlamalıyız.

Masaüstünü ve kullanıcıları kontrol altına almak-1

Çok sayıda kullanıcının çalıştığı ortamlarda rahatı yerinde, her an sürpriz sorunlar, günde en az bir virüs atağı, ısrarlı kullanıcılar ve bıktırıcı Help Desk telefonları ile uğraşmadan çalışabilmenin temel koşulu nedir ? diye sorarsanız, ilk yapmanız gereken masaüstünü ve kullanıcıyı kontrol altına almaktır derim.
Öyle bir şirket düşünün ki toplam bilgisayar sayısının yarısı dizüstü bilgisayarlardan oluşsun. (Birazdan anlatacağım projeyi son olarak yaptığım kurumdaki 2000 'den fazla bilgisayardan bahsediyorum.) Üstelik kurumsal IT politikaları ve prosedürleri hazır olmadığından ve gelen standart dışı istekleri nedenlerine göre analiz ederek, yeri geldiğinde hayır ! diyebilecek sistem yöneticileri bulunmadığından dolayı kavramsal olarak sistemlerinin egemenliği yazılım ekiplerinin elinde olsun ve yazılım geliştirirken güvenlik düşünülecek en son şey olarak görülsün. Hatta ortamda kullanılan ana uygulamaların gereği (!) olarak kullanıcılara yerel Administrator yetkileri de verilsin ve sonucunda tüm PC ve dizüstü bilgisayarlar tamamiyle son kullanıcının hakimiyetinde olsun.
Böyle bir ortamda canı isteyen herkesin, bilgisayarına istediği yazılımı kurabildiğini söylememe gerek yok sanırım.
Üstelik kurulum prosedürleri ve klonlama teknikleri mevcut olmadığı için her bilgisayar, işletim sistemi ve diğer yazılımların kurulum varyasyonlarının sonsuz aritmetiği içinde her biri nev-i şahsına münhasır olarak hazırlansınlar ve destek için başına oturduğunuz her PC'de yeni sürprizlerle karşılaşın.
Elbette bu kadar şenliğin olduğu bir ortamda anti-virüs yazılımlarının da standart ve her bilgisayarda kurulu olduğunu söylemeyeceğim tabi ki. O kadar da uçuk senaryolar yazmak istemiyorum :)
Şimdi böyle bir ortamı islah etmek mümkün olur mu diye sormayın. Biz ettik. Bu yazı dizisinde anlatmaya çalışacağım şey de bu. Ancak en baştan söylemeliyim ki, eğer üst yönetimi bu çalışmanın yapılmasına ikna ederek yazılı ve sözlü desteğini alamazsanız işiniz gerçekten zor olacaktır. Bunu unutmayın. Ne yaparsanız yapın, Genel Müdür ve yardımcılarını bu projenin içine çekin. Yeri geldiğinde çok tepki çeken bir uygulamanız için "Genel Müdürümüzün onayı ile yapılmıştır." diyerek ikinci bir itiraza fırsat vermeden kapatabileceğiniz çene sayısına siz bile şaşırabilirsiniz.
Ayrıca bu konuda yazan herkesin bildiği ama çoğunlukla akademik dilde yazmaya gayret edildiği için atladığı bir kaç konu daha var. Bence bunlar "edinilen tecrübeler" başlığı altında toplanabilecek kadar önemli konular :

1- Herkesi memnun edemezsiniz. Daima sızlanan birileri olacaktır. Unutmayın ki birilerinin daha önceden edindiği bazı hakları (!) geri alıyorsunuz. Büyük düşünmeye gayret edin. Esas amacınızı unutmayın. Sonuçta elde edeceğiniz masaüstü ortamı ve kontrol şu an duyduğunuzda bozulan sinirlerinize ve çıkan çatlak seslere değecektir. Durumunu Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ile karıştırarak "bu kısıtlamalar kaldırılsın" diye ferman veren kendini bilmez müdürleri de pek önemsemeyin.
2- Alkışlanmayacaksınız. Bu projeyi yaparsanız sonunda ; IT kökenli kişiler (bazen onlar bile karşınızda olacaktır) ve vizyon sahibi yöneticiler (Olanla olmayanı nasıl ayıracaksınız ?) dışında kimsenin sizi anlamasını ve sevmesini beklemeyin. 1000 tane satış personelinin dizüstü bilgisayarlarında ne yapıp ne yapamayacaklarını "siz" söylediğiniz zaman arkanızdan hayır duası okuyacaklarını zannedecek kadar saf olamazsıınz. Bu projeyi, iyi polis-kötü polis oyununundaki kötü polis rolünü oynamaktan korkmayacak kadar dirençli sistem yöneticileri dışında kimseye tavsiye etmiyorum.
3- Sıkı durun. Taviz vermeyin. Yumuşamayın. Daima birileri sizden kısıtlamalarda kendisi için küçük delikler açmanızı isteyecektir. Eğer üst kattaki o hep beğendiğiniz sarışın sekreter göz süzüp ağzını büzerek "ben kendi duvar kağıdımı kullanmak istiyorum" dediğinde yelkenleri suya indirecekseniz ya bu işe hiç kalkışmayın ya da toz duman yatışana kadar ortalıkta gözükmeyin. Bir kere taviz vermeye başlarsanız emin olun ki arkası gelir. Kullanıcılar birbirleriyle tahmininizden sık konuşurlar.

Disiplinsizlikle başetmek zor zanaat

Son yazdığım günden bu yana oturup da doğru dürüst çalışamadım bile. Bayramdı, tatildi derken neredeyse 15 gün olmuş. Toplamda 20'ye yakın sınava girmiş ve farklı dönemlerde buna benzer eğitim kamplarını yaşamış deneyimli denebilecek biri olarak söyleyebilirim ki bir konu üzerinde yoğunlaşıp çalışırken en sık karşılaşılabilecek ve bence başedilmesi en zor güçlüklerden biri de çalışma disiplinini korumak.
İnanılmaz bahaneler bulmak mümkün. Örneğin dün akşam spora gittim ve döndüğümde çok yorgundum, bu akşam arkadaşlarım balık yemeye çağırdı, yarın akşam da iş yerinden arkadaşlarla içeceğiz. Bahanenin sonu yok. Ha bu arada kalan günleri bilgisayar başında geçirdim tabi ama ipe sapa gelmez şeylerle uğraştım. Mesela iki akşam boyunca Active Directory Troubleshooting konusundaki derin (!) web sitelerini ve PDF dosyalarını inceledim. Malum bu aralar işte benzer bir sorun yaşıyoruz.
Zor zanaat valla. Kendi kendimi tekzip ettiğimin farkındayım bu yazdıklarımla ama öyle. Herkesin ister istemez duraksadığı bir an ve yer var. Bana da bu aralar rastgeldi demek ki. Yeniden toparlanıp başlamak lazım. :)

Sertifikasyona nasıl hazırlanıyorum ?

Mutlaka bu soruları soran birileri vardır. Nasıl hazırlanmalı ? Neler okunmalı ? Ne yapmalı ? Bu konuda muhtemelen herkesin kendine göre yöntemleri vardır. "Paper MCSE" kavramının ortaya çıkmasına neden olan braindump severler de bu gruba dahil tabi. 8 senedir Microsoft sistemleri ve sertifikasyonu ile ilgileniyorum ama hiç bir zaman, bir kereliğine bile olsun dump sitelerine bakmadım. Ne de testking gibi saçmalıkları bilgisayarıma indirdim. Herşeyin olduğu gibi bu işin de kendine göre bir namusu olduğunu düşünüyorum. Emek sarfetmeden kazanç sağlamak asla bana göre bir şey olmadı.
Kimseye braindump kullanmayı tavsiye etmiyorum. Sertifkasyon, bilginizin belirli bir standart düzeyde olduğunu ispatlayan bir belgedir ama bilgisayarın başına geçip de çökmüş bir server veya Active Directory replikasyon sorunları nedeniyle ağlayan bir grup kullanıcı ile karşılaştığınızda size yardımcı olmaz. Orada sadece bildikleriniz ve tecrübeniz geçer akçedir. Üstelik yeterli bilgiye sahip olmadığınız halde sertifikanıza kanıp size iş veren kişilerin gözünde (hala böyleleri var mı bilmiyorum) binlerce sayfa doküman okuyarak, bu işi hakkıyla yapmaya çalışanları da işe yaramaz bir konuma düşürürsünüz.
Dolayısıyla ilk iş bir kere bunun da ciddi bir eğitim süreci olduğunun farkına varmak ve çalışmadan bir şey olmayacağına inanmak.
NT 4.0 için eğitimlerimi alırken CTEC'lerden faydalanmıştım. Ancak sonraki senelerde farkettim ki belli bilgi birikimi ve deneyimi kazandıktan sonra bu öğrenme sürecini kendi başına da tamamlamak mümkün. Üstelik MS'in yeni çıkan ürünlerinin ilk yıllarında haliyle sertifikasyon ve eğitim ücretleri fahiş denebilecek düzeylerde oluyor. Daha sonra girdiğim tüm sınavlara hazırlıkları evde kendi başıma tamamladım.
Gündüzleri bir işim olduğundan ve herkes gibi çalışmak zorunda olduğumdan sınavlara geceleri hazırlanıyorum. Ama spor, yemek, sevgili vs. derken sosyal hayatla başa çıkmak ve her ikisini dengelemek zor iş gerçekten. Eğer bu işi okuyarak ve deneyerek yapmak istiyorsanız ya sosyal hayatınızdan kısıntı yapacaksınız, ya da uykunuzdan. Ben kendi adıma uykumdan çalıyorum. Gerçi yaş ilerledikçe bunu yapmak zorlaşıyor ama özel bir programım olmadığı günlerde eve gelip 22.00 gibi yatıp, 3.00'de kalkıp, sabah işe gidiş saatim olan 8'e kadar çalışmayı tercih ediyorum. Bir seferinde bunun tam tersini de denedim. Yani 22.00'de çalışmaya başlayıp 2.00-3.00 gibi yatmayı. Hangisini tercih ettiğimi sorarsanız, ben gecenin sessizliği içinde çalışmayı seviyorum. Ancak bir süre sonra gerçekten zor ve ciddi disiplin duygusu gerektiren bir hale geldiğini söylemeliyim. Ortalama bir sınava hakkıyla hazırlanmam bir ayı aldığından yaklaşık 25-28 gün kesintisiz olarak bu tempoda çalıştığım oluyor.
Hazırlanmak için önce Internet'ten bulduğum tüm dokümanları indirip içlerinden en önemlileri ayıklıyorum. MOC' lar her zaman çalışmak için ideal kaynaklar oluyor. Artık emule gibi paylaşım yazılımları da olduğundan bunları bulmak çok daha kolay. Eskiden fotokopi çektirmek zorunda kaldığım günler olduğunu da hatırlıyorum :)
Dokümanların içinden kullanacaklarımı hazırlayıp, okuma sırasına dizdikten sonra öncelikle önden bir gözden geçirme yapıp, laboratuvar çalışmaları için ne hazırlıklar yapmam gerektiğini öğreniyorum.
Lab çalışmaları için mutlaka VMware kullanıyorum. Şu an çalıştığım bilgisayarda 3 GB RAM var ve çok sayıda VM'yi eş zamanlı çalıştırmama izin veriyor. Bir keresinde küçük çapta bir banka ortamı bile simüle etmiştim bu makinada.
Okuyarak ve yazarak çalışmayı seviyorum. Mutlaka okuduğum doküman ve bölümlerin sonunda not alırım. Bu notlar daha sonra geri dönmek ve tekrarlamak istediğimde çok faydalı oluyor.
Her okuduğum ve öğrendiğim komutu, aracı mutlaka denerim test ortamımda. Öğrenmenin en iyi yolu tekrar etmektir unutmayın. Teorik olarak öğrenilen bir komut ya da araç da bir gün hayatınızı kurtabilir ama inanın o komutun parametrelerini araştırmak yerine beyninize güvenmek daha keyifli ve güven verici bir şey. Üstelik bir çok insanın hatırlayamadığı bir ortamda daha önceden bildiğiniz bir komutu ya da aracı pat diye söyleyebilmek ister kabul edin ister etmeyin ortamdaki diğer meslektaşlarınızla rekabet edebile rasyonuzu arttıracaktır.
Yazarken ve okurken bir de mutlaka bir "Aklıma Takılanlar ve Sorularım" dokümanım olur. Bir çeşit not defteri diye de düşünebilirsiniz. O an okuduğunuz konu ile ilgili aklınızdaki soruları anında not etmek için birebir :) Daha sonra sadece sorularınızın cevaplarını araştırmak bile öğrenme sürecini pekiştirici bir çalışma olacaktır.
Ayrıca bir gün notlarınızın, sizin geçtiğiniz yollardan geçmek isteyecek başka birilerinin de yolunu kolaylaştırabileceğini hatırlatmak isterim.
Sınavlar bitince her şey bitiyor mu ? Bence hayır. Zaten rutin olarak okumak ve takip etmek zorunda olduğunuz dokümanlar, web siteleri ve bloglar var. Technet'i saymıyorum bile. Ama ben bunun yanında her iki yılda bir, en son sertifikasyon notlarımı ve kitapları önüme alarak yeni baştan kapsamlı bir tekrar yapmayı da uygun buluyorum.
Bu kadar çalışarak, tüm MS server ailesini yuttuğumu mu düşünüyorsunuz ? Asla... Hiç aklımdan bu fikir geçmedi bugüne kadar. Bazen öyle günler olur ki, en basit şeyi bile hatırlamak için çok derin çabalar içine girerim. Belki bu beynimin kapasitesi, öğrenme eğrim vb. kendi başıma analiz edemeyeceğim bir takım nörö-psikolojik değerlerle ilgilidir, bilemem. Ama ben okuyarak ve tekrarlayarak kendimi iyi hissediyorum.
Bir keresinde bir arkadaşımla "nereye kadar öğrenebilir ve aklımızda tutabiliriz ?" sorusunun cevabını tartışırken en sonunda şu noktada uzlaşmıştık. Sonradan bu analizimizin ne kadar doğru olduğunu farklı süreçlerde yaşadık ve gördük :
Sertifikasyon ile bize bazı bilgiler öğretiliyor, bu doğru ama bize esas öğretilen şey, bilgiye nasıl ve nereden ulaşacağımızdır.
Gerçekten de öyle. Technet RSS feedlerini takip eden var mı ? Her gün en az 10-20 KB makalesi çıkıyor her konuda. Bunların hepsini hatırlamak ve aklında tutmak mümkün mü ? Ya da 4 yılda bir değişen server ailesinden kaç kuşağı çalışma hayatınız boyunca iyi bilebilir ve hatırlayabilirsiniz. Ben şahsen bazen NT Workstation'un Denetim Masası'nı gözümün önüne getirmekte zorlanıyorum. Hangi komutlar W2K, hangileri NT, hangileri W2K3 içindi karıştırıyorum.
Mükemmellik için uğraşmak güzel. Ben de bazen, bazı bilgileri ezberden hatırlayamayınca sinirleniyorum ama bunun faydası yok. Sadece kendini yıpratmak bu. Evet, olabildiğince şey hatırlamak iyi, hatırlamak için emek sarfetmek de güzel ama unutmayın ki asla her şeyi bilemez, asla hepsini her istediğinizde hatırlayamazsınız. O yüzden de hedeflerinizi ve amaçlarınızı iyi seçin.
Üzgünüm, benim hazırlanma metodum ve yolum kolay değil. Ama böylesinin işime saygı göstermek ve kendimi sürekli rekabet şartları değişen iş piyasasında değerli kılabilmek için doğru bir yol olduğunu düşünüyorum. Herkesin yolu kendisine kolay gelecektir. Bu da benimkisi. :)

Baslarken

Yeni yılla birlikte hayatımı tekrar düzenlemeye karar verdim. Uzun zamandır şirketimdeki PC ve laptop klonlama projeleri nedeniyle MCSE sertifikasyonuna zaman ayıramamıştım. Yeni yılla birlikte 70-296 upgrade sınavıyla 2003 sertifikasını almayı planlıyorum. Daha sonra da ruh halime bağlı olarak MCSE 2003 Security sertifikasyonuna girebilirim. Tabi ruh halim izin verirse. :)
Bugünden itibaren burada çalıştığım şirketteki Active Directory, Masaüstü Kurulumları (Desktop Deployment), Klonlama, Group Policy projelerim ve 2003 sertifikasyonu hakkında toparlayabildiklerimi yazacağım. Umarım notlarım birilerine faydalı olur. Bu arada tum yazilarimda elimden geldigince teknik terimlerin Turkcelestirilmis hallerini kullanmaya calisacagim. Elbette kullandigim dilin de ayni olcude anlasilabilir olmasina dikkat edecegimi de belirtmeliyim.

Katkıda bulunmak isteyenlere her zaman açık olacak bu sayfalar. Yorum ve önerisi olanlara ve katılanlara şimdiden teşekkürler.

M.Ali